Özel Aktif Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi
Özel Aktif Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezi
ENGELLİ BİREYLERE YÖNELİK DESTEK EĞİTİM VE REHABİLİTASYON HİZMETLERİ

Vişnelik Mh. Yenibahçeler Sk. No:26
Özel Aktif Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezi
saimbaysal26@hotmail.com
0222 221 45 20 - 0505 890 83 28

Makaleler



Makaleler
ÇOCUKLARDA ENÜRESİZ

9 Şubat 2016 Salı

Çocukluk döneminde "altını ıslatma" yada "kontrolsüz idrar kaçırma" çocuk hekimleri ve çocuk ürologlarının çok sık karşılaştıkları bir başvuru nedenidir. Hem aile, hem çocuk, hem de bu konuda yaklaşımın net olarak belirlenmemiş olması nedeniyle hekimler açısından önemli bir sorun olan "altını ıslatma"dan M.Ö.1550 Eber papirüslerinde bile sözedildiği bilinmektedir. Enourein (işemek) sözcüğünden gelen "enürezis" çok uzun zamandan beri altını ıslatmanın her tipi için kullanılan bir kavramdır (1). Bu makalede enürezise yaklaşım konusundaki doğru ve yanlışları vaka örnekleri ve literatür desteği ile tartışmak ve bu konuda belirli mesajları vermek amaçlanmıştır.

     Vaka 1: 7 yaş, kız çocuk, haftada 45 gece yatağını ıslatma yakınması ile getirildi. Gündüz oyuna dalınca çamaşırlarını ıslattığı belirtiliyor.
     Yukarıda verilen örnekteki vaka ile karşılaşan her çocuk hekiminin aşağıdaki soruların yanıtlarını belirlemesi gereklidir;
     1. Normal koşullarda çocuklarda tuvalet eğitimi nasıldır? (fizyoloji)
     2. Vakanın yakınmaları patolojik bir sorun mudur? Nasıl yorumlayalım? (tanım)
     Enürezis kavramının net olarak tanımlanabilmesi için öncelikle olaya neden olabilecek mekanizmaların değerlendirilmesi gereklidir. Normal mesane, idrarı düşük basınçta depolar ve idrarı tam olarak boşaltır. Normal işeme fonksiyonu için ise beyin, beyin sapı, medulla spinalis, mesane detrussör kası ve eksternal sfinkterin sağlam ve koordine çalışıyor olması gereklidir. Bir çocuk normal gelişim sürecinde; önce gece dışkı kontrolü, sonra sırasıyla gündüz dışkı kontrolü, gündüz idrar kontrolü ve gece idrar kontrolünü kazanır (2). Her yenidoğan yaşama mesanesinde inhibe edilemeyen detrussör kasılmalarla başlar, sütçocukluğu döneminde sfinkter ve spinal refleks koordinasyonu gelişir, 24 yaşta yeterli sfinkter kontrolü kazanılır ve 4 yaşından sonra çocuklarda normal işeme paterni oluşur. İki yaşındaki çocukların % 25'inde, 2.5 yaşındaki çocukların % 85'inde, 24 yaş arasındaki çocukların % 98'inde gündüz idrar kontrolü kazanılmıştır (13).
     Görüldüğü gibi tüm çocuklar yaşama "altını ıslatarak" başlamakta ve % 99'u yaşamının bir evresinde normal işeme paternini öğrenmektedir. O halde altını ıslatmanın ne zaman patolojik bir durum olduğu sorusunun yanıtını belirlemek olayın tanımı açısından çok büyük önem taşımaktadır.
     Amerikan Pediatri Akademisi tarafından, gündüz ya da gece, yatağını veya elbiselerini istemsiz olarak ıslatmak, "enürezis" olarak tanımlamıştır. "International Children's Continence Society" kriterlerine göre ise; idrar kontrolünün kazanılmasının beklendiği yaşta istemsiz olarak ortaya çıkan idrar kaçırma (enürezis) patolojik bir durum olarak kabul edilir (1,3,4). Bu verilerin ışığında çocuklarda normal idrar kontrolünün gelişimi ve enürezisin tanımı açısından şu sonuca varabiliriz;
     SONUÇ 1: Enürezis; 5 yaşından büyük bir çocukta istemsiz olarak ortaya çıkan gündüz ya da gece yatağını veya elbiselerini ıslatmaktır.
     Örnek vakaya yeniden dönerek bu tanımlamalar doğrultusunda değerlendirdiğimizde, vakanın enüretik bir çocuk olarak tanımlanması gerektiği açıktır. Bu aşamada, enüretik bir çocukta durumun önemini belirleyebilmek için başka bir sınıflamaya gereksinim olup olmadığı sorusu gündeme gelmektedir.
     Enürezis; yanlızca geceleri ortaya çıkan bir durum ise "nokturnal enürezis", gece ve gündüz altını ıslatma söz konusu ise "diürnal enürezis" olarak sınıflandırılır. Ayrıca doğumdan itibaren hiç kuru kalmamış çocuklarda "primer enürezis", en az 6 ay kuru kalmış çocuklarda ise "sekonder enürezis"ten söz edilir. Literatürdeki kanıtlar gözönüne alındığında, nokturnal enürezis sıklığı; 5 yaşındaki çocuklarda % 1520, 10 yaşında % 510, 15 yaşında % 1'dir. Bu oranlar her yıl % 15 enüretik çocuğun spontan olarak iyileştiğini göstermektedir. Primer nokturnal enürezis (PNE), erkek çocuklarda kızlara göre iki kat daha fazla görülen bir sorundur. Enüretik çocukların % 15'inde enkoprezis, % 15'inde de gündüz bulgusu vardır. Tüm enüretik çocukların yanlızca % 15'inde sekonder enürezis söz konusudur, genel olarak iyi bir değerlendirme sonrasında yapılan gruplandırmada enüretik çocukların % 85'inin monosemptomatik PNE olduğu görülmektedir (5,6).
     Sonuç 2: Enürezisi olan bir çocukta durumun öneminin değerlendirilmesi için olayın primer ya da sekonder enürezis olduğu ve gündüz bulgusu (diürnal patern) olup olmadığı belirlenmelidir.
     Sonuç 3: Enüretik çocuklarda PNE en sık görülen durumdur ve yaşın ilerlemesi ile birlikte sıklık giderek azalır, sonuçta her yıl % 15 enüretik çocukta spontan iyileşme görülür.
     Çocuklarda enürezis konusu değerlendirilirken; neden bazı çocuklarda en geç 5 yaşında normal işeme paterni kazanılırken, bazı çocuklarda bu kazanımın daha geç olduğu sorusunun (patogenez) yanıtı da bulunmalıdır.
     Literatürde enüretik çocuklarda yürüme, konuşma gibi becerilerin de yaşlarına göre daha geç kazanılığını gösteren çalışmalar enürezis patogenezinde bireysel matürasyon gecikmesinin rolü olduğunu düşündürmektedir. Her iki ebeveyni de enüretik olan bir çocukta % 77, ebeveynlerinden biri enüretik olan çocukta % 46 ve hiçbiri enüretik olmayan bir çocukta % 15 olasılıkla enürezis olasılığı mevcuttur. Bu durum enürezis patogenezinde genetik faktörlerin büyük rolü olduğunun bir göstergesidir. Yapılan çalışmalar otozomal dominant, otozomal resesif ve sporadik tipte kalıtımın enüreziste rolü olabileceğini ve 13q,12q, 22. kromozom ile ilişkili bir defekt varlığına işaret etmektedir. Aileler enüretik çocuklarının çoğunlukla uykularının çok ağır olduğundan yakınırlar. Uyanıkken altını ıslatmayan bir çocukta uyuyunca ortaya çıkan idrar kaçırma enürezisin bir uyku bozukluğu olduğunu akla getirmektedir. Elektroensefalografi ile yapılan çalışmalarda durumun uykunun fazları ile ilişkisi olduğu gösterilmiş ve enürezisin aslında bir uyanamama sorunu olduğundan söz edilmiştir. Enüretik çocuklarda fonksiyonel mesane kapasitesinin daha düşük olduğunu gösteren ve enürezis patogenezinde ürodinamik faktörlerin yer alabileceğini kanıtlayan çalışmalar enürezis tedavisine de ışık tutmaktadır (4,6).
     2000 çocukta yapılan bir araştırmanın sonuçları, çocukların en çok ebeveyn ölümünden, ikinci sırada okulda altını ıslatmaktan ve daha sonra da kör kalmaktan korktuğunu göstermektedir (7). Her enüretik çocukta psikolojik bir değişiklik söz konusudur, bu durumun enürezisin nedeni mi, sonucu mu olduğu ise tartışmalıdır. Ancak dikkat eksikliği/hiperaktivite nedeniyle izlenen çocuklarda nokturnal enuresisin normal populasyondan 35 kat daha sık olduğu gösterilmiştir.
     Enüretik çocuklarda gece antidiüretik hormon (ADH) salınımının yeterli olmadığı ve nokturnal ADH eksikliği olduğu gösterilmiştir. Ayrıca enüretik çocuklarda ADH'ya renal tubuler yanıtın azaldığını ya da idrar sodyum, potasyum atılımında diürnal farklılık olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur.
     Anne sütü ile beslenmiş olan çocuklarda nokturnal enürezisin daha seyrek olduğu, ayrıca gıda allerjisi (sitrik asit [turunçgiller, ananas, domates], kafein, kolalı içecekler, çikolata) ile enürezis arasında bir ilişki olabileceği üzerinde de durulmaktadır.
     Sonuç olarak neden enürezisi sorusuna bir tek yanıt verebilmek olası değildir. Birçok faktör tek başına ya da birlikte enürezise yol açabilir. Bu noktada en önemli nokta enürezisin organik bir patoloji ile ilişkisi olmadığının belirlenmesidir.
     Enüretik çocuklarda nasıl bir yaklaşımda bulunmalıyız? (öykü ve fizik muayene)
     İyi alınmış bir öykü enüretik çocuğa yaklaşımın temelini oluşturur. Öykü alırken;
     o Tuvalet eğitimine ne zaman başlandığı
     o Ailede enüretik bir başka birey olup olmadığı
     o Ailenin hekimden ve tedavi yaklaşımından beklentileri
     o Çocuğun olaydan etkilenme derecesi
     o Çocuğun işeme öyküsü ve defekasyon öyküsü (kabızlık, enkopresis)
     öğrenilmelidir. İşeme öyküsünün alınması çok önemlidir ve her enüretik çocukta mutlaka aşağıdaki soruların yanıtı bilinmelidir;
     o İdrar kaçırma yeni bir sorun mu?
     o Ne zaman oluyor (gece, gündüz, sürekli)?
     o Damlatma şeklinde mi? Sıkışma ve idrar kaçırma var mı?
     o Kuru kaldığı süre ne kadar?
     o Gece işeme için uyanıyor mu?
     o İdrar akımı ve volümü nasıl?
     o Mesanesinin boşalmadığı hissi var mı?
     o Dizüri, üriner sistem infeksiyonu ya da konstipasyonla birlikte mi?
     o Günlük sıvı alımı ne kadar?
     o İdrar kaçırmayı önlemek için özel bir hareket yapıyor mu (Vincent's Belirtisi)?
     İyi alınmış bir öykü ile sekonder enürezis ve gündüz bulguları olan, mesane fonksiyon bozukluğu bulgularını taşıyan çocuklar, monosemptomatik primer nokturnal enüretik çocuklardan ayırt edilmelidir.
     Enüretik bir çocuğun fizik muayenesi sırasında sırt ve gluteal bölge değerlendirilmeli, lipom, dermal sinus, pigmentasyon, kıllı lezyon varlığı araştırılmalıdır. Alt ekstremiteler ve perinenin muayenesi dikkatle yapılmalı, çocuğun yürüme ve hareketleri gözlenmeli, alt ekstremitelerde derin tendon refleksleri, anal sfinkter tonusu, bulbokavernoz refleks değerlendirilmelidir.
     Ayrıca hastada glob vesikal ve karında kitle bakılmalı ve mutlaka çocuk idrar yaparken en az bir kez gözlenmelidir.
     Bu bilgiler ışığında vaka örneğimizi yeniden değerlendirdiğimizde;
     Vaka 1: 7 yaş, kız çocuk, haftada 45 gece yatağını ıslatma yakınması ile getirildi. Gündüz oyuna dalınca çamaşırlarını ıslattığı belirtiliyor. Bu olaydan çocuk çok etkileniyor, anne çok endişeli, baba kendisi de 9 yaşına dek geceleri altını ıslattığı için sakin. 2.5 yaşında gündüz idrar kontrolü kazanmış ve bir yıl sonra yeniden geceleri altını ıslatmaya başlamış, gündüz iç çamaşırı ıslak, damlatmaları oluyor, tuvalete zaman zaman yetişemiyor, bir kez idrar yolu infeksiyonu geçirmiş, fizik muayene bulguları normal.
     Vakamızı bu verilerle değerlendirince, ailede enürezis öyküsü olan sekonder enürezis tanısına ulaşabilir, geçirilmiş üriner sistem infeksiyonu (ÜSİ) öyküsü ve gündüz işeme paterninin de bozuk olması nedeniyle monosemptomatik nokturnal enürezis olmadığı kuşkusunu duyabiliriz.
     O halde öykü, fizik muayene bulgularının yanısıra yapılması gereken başka bir tetkik söz konusu mudur? (Laboratuvar değerlendirme)
     Bu sorunun yanıtı; iyi alınmış bir öykü ve dikkatli yapılmış bir fizik muayene enüretik çocuklarda genel olarak tanısal yaklaşım için yeterlidir şeklinde verilebilir. Ancak ayırıcı tanı ve doğru bir yönlendirme için her enüretik çocuk ilk kez değerlendirildiğinde;
     o idrar tahlili/dansite
     o idrar kültürü
     o serum glükoz, elektrolit, kreatinin rutin olarak istenmelidir.
     Ayrıca ülkemizde olduğu gibi ürolojik anomali ve vesikoüreteral reflü (VUR) vakalarının sıklığı nedeniyle kliniğimizin önerisi bir kez üriner sistem ultrasonografisinin yapılması ve anatomik değerlendirmenin yanı sıra postmiksiyonel residü miktarının belirlenmesidir.
     Sonuç 4: Primer monosemptomatik nokturnal enürezis vakalarında ileri tetkike gerek yoktur. İdrar analizi, idrar kültürü, serum üre, kreatinin ve glukoz düzeyinin bilinmesi yeterlidir. Sekonder enürezis ve gündüz bulguları olan, mesane fonksiyon bozukluğu bulgularını taşıyan, görünür nörolojik bulguları veya ÜSİ öyküsü olan çocuklarda ayrıntılı ürolojik değerlendirme yapılmalı miksiyon sistografisi, spinal MR, ürodinamik tetkikler tamamlanmalıdır.
     Vaka örneğimizde de gündüz bulgularının varlığı ve geçirilmiş ÜSİ öyküsü ürolojik açıdan değerlendirmeyi gerekli kılmış ve yapılan tetkikleri sonucunda "mesane disfonksiyonu ve bilateral 3. derece VUR" tanısı konmuştur.
     Primer monosemptomatik enürezis tanısı alan bir çocukta tedavi yaklaşımı konusunda tam bir görüş birliği yoktur. Ancak her yıl % 15 oranında spontan düzelme olasılığı olan bir sorunda tedavinin aile ve çocuğun beklentisi doğrultusunda planlanarak, bir ekip çalışması haline dönüştürüldüğünde başarılı olacağı unutulmamalıdır. Primer enürezisi olan çocuklardaki tedavi yaklaşımını bir vaka örneği üzerinde tartışarak belirleyelim;
     Vaka 2: 10 yaşında, erkek çocuk, geceleri çoğunlukla altını ıslatma yakınması ile getirildi. Gündüz hiçbir yakınması yok. Okul kampında iki gün Minirin isimli ilacı kullanmış ve bu dönemde altını ıslatmamış. Anne bu iki kuru geceden ilacın sorumlu olmadığını düşünüyor, çünkü çocuk aslında hiç uyumamış. Fizik bulguları ve idrar analizi normal.
     Bu vaka örneğini daha önceki bilgiler doğrultusunda; prepübertal yaşta, yaşamının başından beri enüretik ve yanlızca gece bulguları olan, gündüz işeme paterni normal, ÜSİ öyküsü olmayan, idrar analizi normal ve fizik muayenesinde özellik saptanmayan "primer monosemptomatik nokturnal enürezis" olgusu olarak değerlendirebiliriz.
     Yüzyıllardan beri nokturnal enürezis sorununu düzeltmek amacıyla; kaynatılmış tavuk kursağı, kasımpatı çayı, tavşan testisi ve kırmızı şarap, tavuk mide mukozası ve süt, uyurken beline kurbağa bağlama, uyumadan önce tuzlu gıda verilmesi gibi birçok yöntem denenmiştir. Ancak günümüzde literatür kanıtlarında da bulunabileceği gibi nokturnal enürezis tedavisi üç ana grupta değerlendirilmektedir;
     1. nonfarmakolojik tedavi
     2. farmakolojik tedavi
     3. diğer yöntemler
     Primer nokturnal enürezisi olan bir çocukta tedavi başlamadan önce; organik nedenler mutlaka dışlanmalı, ailenin tedaviden beklentisi belirlenmeli ve her ailenin tedaviye uygun olmadığı unutulmamalıdır (8).

     NONFARMAKOLOJİK TEDAVİ:

Her zaman seçilmesi gereken ilk yöntemdir. Davranış değiştirme ve motivasyon amacını taşıyan yöntemlerin tümünü kapsar. Bu amaçla primer nokturnal enürezisi olan çocuklarda fonksiyonel mesane kapasitesini arttırmak amacıyla mesane eğitimi uygulanır. Her miksiyon arasındaki süreyi 0.5 saat arttırmak ve 34 saat istemli idrar kontrolü sağlamak, istemli idrar akımını kesme ve başlatma egzersizlerini çocuğa öğretmek, bunların yanı sıra gündüz sıvı alımını arttırmak ve günlük miksiyon sıklığı ve volümünün kaydını tutmak ile mesane eğitim programı başlatılır. Bu yöntemlerin birlikte kullanımı ile 6 aylık izlemde % 66 olguda fonksiyonel mesane kapasitesinde 60 ml artış gösterilmiştir (4,6).
     Nonfarmakolojik tedavi kapsamında ikinci öneri de sorumluluk geliştirme amacıyla hastaya "işeme takvimi ve günlük" tutturmaktır. Sıvı kısıtlaması, ödül ya da ceza uygulama ve geceleri uyandırmanın nokturnal enürezisi olan çocuklarda etkinliği gösterilememiştir. Ancak kuru günler için küçük ödüller verilmesi önerilebilir.
     Enürezis alarmı, şartlandırma yöntemi ile idrar kontrolünün kazanılmasını sağlar. Klasik tipteki alarm ilk kez Pfaundler tarafından 1904 yılında tanımlanmış, uzun yıllar bu tip alarm kullanıldıktan sonra, aile ve çocukta yaratabileceği ani korku ve stresi arttırıcı faktör özelliği nedeniyle son yıllarda alarmsaat ya da ultrasonik tipte alarm kullanımı gündeme gelmiştir. Bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar, alarm uygulaması ile hiçbir tedavi almayan enüretik çocuklara göre 13 kat fazla kuru gece, 1618 hafta uygulama sonrası % 75100 başarı, 6. haftada mesane kapasitesinde artış olduğu gösterilmiştir. Alarm kullanımına ara verilmesini izleyen relaps oranı % 2969 olarak bildirilmektedir, ancak relaps tedavisi de başarılıdır.
     Son yıllarda enürezsis tedavisinde gündemde olan başka bir yöntem de "Biofeedback" yöntemidir. Görsel, duysal ve taktil uyaranlar ile çocuğa doğru işemenin yeniden öğretilmesidir.

     FARMAKOLOJİK TEDAVİ: Primer nokturnal enürezis tedavisinde ilaç kullanımı tartışmalıdır. Bu amaçla kullanılan üç ana grup ilaç sözkonusudur:
     1. Trisiklik antidepresanlar
     2. Desmopressin (DDAVP)
     3. Antikolinerjikler
     Ayrıca konstipasyonu olan çocuklarda bu sorunun da mutlaka çözülmesi gerektiğinden, barsak motilite düzenleyicileri ve laksatifler de enüreziste kullanılan ilaç tedavisi kapsamında yer alabilir.
     Trisiklik antidepresanlar grubundan "imipramin", enürezis tedavisi amacı ile kullanılan bir ajandır. Genel olarak etkisi doz ilişkilidir ve oral olarak 11.5 mg/kg/gün dozlarında kullanılır. Yan etki oranı yüksek olan bu ilacın antidepresan, antikolinerjik ya da renal tubuler etkilerinden hangisi ile idrar kontrolünü sağladığı bilinmemektedir. Çalışmalarda imipramin kullanılan çocuklarda tedavi edilmeyen gruba göre haftada 3.3 kat daha fazla kuru gece sağlandığı gösterilmiştir. İmipramin ile desmopressin kullanımı arasında ise fark olmadığı gösterilmiştir (3,9).
     Desmopressin, PNE'li çocuklarda nokturnal ADH eksikliği ya da yanıtsızlığı gösterildikten sonra tedavi amacıyla kullanılmaya başlanmış ve hastalarda % 1099 oranında yanıt, % 5.7 oranında da kalıcı yanıt sağlanmıştır. Rutin uygulamada uzun süreli, intranazal 2040 mg kullanımı önerilir. Yan etki oranı çok düşük olan ilacın kullanımındaki en önemli sorun, ilaç kesiminden sonra % 70100 oranında görülen relapstır. Büyük çocuklarda daha yüksek oranda kalıcı yanıt sağlar. Ayrıca 10 mg ile başlanıp 46 haftada doz arttırma (60100 mg/gün) ve izlemde yanıt alınınca dozu yavaş yavaş azaltma uygulaması ile kalıcı yanıt oranının % 70'lere çıktığı bildirilmektedir. Plasebo kontrollü çalışmalarda 4.5 kat fazla kuru gece sağlandığı gösterilmiştir. Oral desmopressin tabletler ile 200400 mikrogram/gün dozunda aynı etki sağlanmaktadır. Tartı, kan basıncı, su/tuz dengesi izlenmeli, kusma ishal varsa ilaç kesilmeli, sıvı alımı azaltılmalıdır. İlacın çok nadir görülen yan etkileri; rinit, burun kanaması, kusma, hipersensitivite, başağrısı, karın ağrısı, nazal konjesyon, su retansiyonu, hiponatremi, konvulsiyon ve hipertansiyondur (3,6,10).
     Antikolinerjik ilaçlar, mesanede detrussör aktivitesini inhibe ederler. Oksibutinin (0.30.5 mg/kg/gün) bu amaçla çocuklarda güvenle kullanılan bir ajandır. Ancak antikolinerjik ilaçların primer nokturnal enürezisde kullanımı için yeterli kanıt yoktur (4,11).
     Akupunktur, hipnoz, psikoterapi, bitkisel tedaviler enürezisli çocuklarda kullanılan diğer yöntemlerdir ve etkinlikleri tartışmalıdır (6,11).
     Bu bilgiler doğrultusunda 10 yaş, primer enürezis nokturnası olan erkek olgu örneğinde, çocuğun olaydan çok etkilendiğini ve ailesinin çocuğuna yardım etmek istediğini de öğrendikten sonra nasıl bir yol izlemeliyiz?
     Yukarıda sözü edilen literatür kanıtlarını özetlediğimizde; alarm uygulaması ile 13 kat daha fazla kuru gecenin sağlanabileceği ve kalıcı yanıt olasılığının yüksek olduğu; desmopressin kullanımı ile etkinin hemen başlayacağı ve tedavi verilmeyen duruma göre 4 kat daha fazla kuru gece sağlanabileceği, ancak ilaç kesiminden sonra büyük olasılıkla sorunun yineleyeceği; imipraminin yan etkisinin yüksek olduğu, ayrıca yanıt ve relaps oranı açısından desmopressinden farklı olmadığı; oksibutinin kullanımı için ise elimizde yeterli kanıt olmadığı açıktır (3,11). O halde; vaka örneğinde öncelikle nonfarmakolojik tedavi yöntemlerini ve şartlandırma yöntemini seçmek, hastaya alarm yöntemini uygulamak, ayrıca mutlaka kuru kalmayı istediği okul kampı vs gibi dönemler için ise desmopressin önermek doğru bir tedavi yaklaşımı olacaktır.
     Vaka örneği ve lteratür verileri ile primer nokturnal enürezisisli çocuklarda tedavi açısından yaptığımız bu değerlendirmede genel tedavi yaklaşımı için şu sonuca varabiliriz:

     SONUÇ 5: PNE vakalarında; öncelikle aile ve çocuk olayın ciddi bir medikal sorun olmadığına ikna edilmelidir. Yeterince büyük çocuklar (>7 yaş) ve istekli ailelerde tedavi başlanmalıdır. Başlangıçta ilaç tedavisinden kaçınmak ve davranış modifikasyonu amacını taşıyan yöntemleri uygulanmak gereklidir. Tam iyileşmede en etkin yöntem olduğu bilinen enürezis alarmı ilk tedavi olarak önerilebilir. İlaç tedavisi çocuk ve ailenin yapısına göre seçilebilir, geçici bir çözümdür. Eğer enüretik bir vakada ilaç kullanılacaksa desmopressin (IN & PO) tercih edilmelidir. Aileye başarılı bir tedavi sonrası relaps olabileceği anlatılmalı ve relapsın da tedaviye yanıtlı olduğu güvencesi verilmelidir.

 


1991 kez okundu


Diğer Başlıklar


DURUMSAL FARKINDALIK  
Çocukta Saldırgan Davranışların Önlenmesi  
Çocukta Dikkat Çekme Mekanizması  
Çocukta Davranış Eğitimi  
Çocukta Bilişsel Gelişim  
Çocuklarda Küfürün Önlenmesi  
Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı  
ÇOCUKLARDA ENÜRESİZ  
ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ PROBLEMİ  
ÇOCUKLA İLETİŞİMİN TEMEL İLKELERİ  
Anneler İçin Disiplini Sağlama Yolları  

Toplam Kayıt: 11 [11 - 1]    
Sayfa: [ 1 ]
ÇOCUKLARDA ENÜRESİZ